• Taşkent’den Selam…

    Ankara’da işe başlayışımın ilk gününde beklenenin aksine Moskova’ya değil Taşkent’e iş seyahatine çıktım. Moskova’dan ayrılırken tekrar Moskova’ya gelirmiyim düşüncesinden çok şu özbekistan ve Taşkent’i bir görebilsem diye içimden geçirmiştim… kısmet bugüneymiş…

    Taşkent gezimin son gününde ancak az da olsa yazacak bir vakti şimdi buldum. Taşkent şehir düzeni ve mimarisi olarak Moskova ile benzerlikler taşıyor ancak çok temiz daha düzenli ve daha güzel bir şehir ayrıca sovyetler yaşamınıda insan buralarda hissediyor geniş yollarda arabaların olmayışı büyük cadde ve sokaklarda insanların olmayışı gibi…

    Tüm bunların haricinde Moskova’dan çok çok ucuz ve yemekler inanılmaz lezzetli neredeyse Türkiye ile aynı lezzette ve bazı yemeklerde mesela et daha başarılı olduklarını söyleyebilirim.

    Özbekistan ve Türkiye’nin politik olarak arası hala kötü olsada insanları Türkiye’yi ve Türkleri çok seviyor. Benim burada yaşadığım bir ilginçlik ise çok da uzak olmayan bir zamanlarda(1860’lar) bu coğrafyalarda benderabad şehrinden gelen babanemlerden dolayı tipimin özbeklere benzemesi ve beni özbek zannederek sürekli özbekçe konuşmaları benimde bu dillere ilgim ve yatkınlığımdan dolayı 5 gün sürede iyi bir şekilde anlıyor ve normal bir şekilde konuşuyor olmam oldu. Öyle ki Rusça’da konuştuğum için insanlar burda Türk olduğuma inandırmakda zorluk bile çektim.

    Taşkent ve Özbekistan ile ilgili buralarda ki potansiyel fırsatlar hakkında yazımı ise bir sonraya bırakıyorum…

    Taşkent, Özbekistan

    Tags: , ,

  • Uzun zamandır pek birşey yazamamamın nedeni hem master hem de işlerin yoğunluğunu büyük bir sebep olarak gösterebilirim.

    Yazmadığım süre boyunca çok şey yaşandı bunlardan en güzeli babamın Moskova’ya beni ziyarete gelişiydi. Burada çok güzel vakit geçirdik kendisiyle genelde birçok kişiden farklı olarak bizim ilişkimiz babamla arkadaş ve dost seviyesindedir. Sanırım çok rahat bir şekilde söyleyebilirim ki babam en iyi dostlarım arasındadır.

    Ama ben babama herzaman kendimi borçlu hissetmişimdir, bunun en büyük sebeplerinden biri babamın beni sanırım 26 yaşıma kadar çok sağlam bir şekilde finanse etmesidir.

    Artık çalıştığımdan dolayı finansmanı kendim sağlamaktayım bu tabi çok büyük bir özgüven ve huzur vermektedir, babam aslında Türkiye’de birçok kişinin yaşadığı hayat sıkıntılarını çok küçük yaşlardan beri sırtlanmış bir insandır. Kariyerine 9 yaşında simit,su  ve ayakkabı boyacılığı ile başlamış daha sonra İnşaat Mühendisi olmuş devlette, özel sektörde iyi pozisyonlara geldikten sonra kendi işini kurmuş ve şu an 60 yaşında olup hala canla başla calışan bir insandır.

    Çok rahat bir şekilde söyleyebilirim ki kahramanlarımdan birisidir de…

    Moskova’da onu ağırlamak beni çok mutlu etti. Unutulmayacak güzel anılarla Türkiye’ye döndü…

    Bu sağlam motivasyon ile üniversite’de mastera başlama zamanı geldi, sınavda benden başka yabancı öğrenci yoktu mastera ilk 20 kişiyi alacaklardı ve sınava başvuran  çok fazla aday vardı. Ben hariç herkesin anadili Rusça idi, sınav konusu ise management idi, ben istatistik lisansı yaptığım için konu bana oldukça uzaktı üstelik sınavda rusçaydı zorlu bir sınavdan sonra birçok rusu geride bırakarak ilk 20 arasına girmeyi başardım,ancak herşey yeni başlıyordu farkında değildim dersler başlayınca bazı şeylerin farkına vardım iş saatlerinden sonra başlayan dersler çok ağırdı rusça çok ağırdı derslerin yarısını anlıyor diğer yarısını ise hiç anlamıyordum rus sistemi genelde dikteye dayalı hoca bir cümleye başlıyor ben daha başını yazarken hoca cümlesini  bitiriyordu tüm sınıf arkadaşlarım ise yaşını başını almış sağlam kariyer sahibi insanlardı moral ve motivasyonumu sağlam bir şekilde tutmak çok zordu.

    Ayrıca işte ise özellikle Rus gümrüklerinden ve sağlam bir planlama yapamamızdan dolayı çok büyük lojistik sıkıntıları çekiyorduk.

    Gerçi geçmiş zaman kullanıyorum ama hepsi devam ediyor 🙂

    Bu zor ve sıkıntılı zamanlarda motivasyonumuzu nasıl koruyabiliriz ?

    İşte çözülmesi gereken sorun buydu…

    Cevap ise basit sevgili yoldaşlar daha fazla çalışarak…

    Sizlere akıl veriyor gibiyim ama birçok kişiden gelen mailler ve sorular sürekli çok şanslı olduğumuzdan yana büyük bir gıpta ve ilgiyle alakalı Türkiye’de birçok arkadaşım ve ailem doğru yaptığımı düşünmekte…

    Ancak hayat dünya’nın hiç bir yerinde kolay değil…

    İşin ilginç yanı ise yurtdışında olmanın belki bir avantajıdır  Türkiye gündemine çok farklı bir açıdan bakmak Türkiye en büyük sorunu olan ekonomiyi ağzına almıyor dünya’nın en büyük genç nüfüs yüzdesine sahip olan Türkiye işsizliği konuşmuyor Nasıl para kazanacağı hakkında kafa yormuyor ve ya yordurulmuyor…

    Birçok arkadaşıma bakıyorum kimisi evleniyor kimisi çalışıyor ama büyük bir çoğunluğun aile kuracak (evlenenler dahil) çocuk bakacak sağlam işlere sahip olmaması ya da çok düşük maaşlar alması ve çalışmalarına rağmen hala ailelerinden yardım alması…

    Asıl konuşulması tartışılması gereken en önemli konu bu iken gündem çok farklı…

    Biz burada her geçen gün kendi ülkemize ve gündemimize yabancılaşıyoruz anlam veremez bir hale geliyoruz ancak Türkiye’nin birçok değerine de Türkiye’de yaşayanlardan daha çok özlem duyuyoruz…

    Türkiye’de yaşayan birçok genç arkadaş belki Rusya’ya ABD’ye ve Avrupa’da çalışmaya,yaşamaya ve okumaya özlem duyuyor tıpkı bizim zamanında özlem duyduğumuz gibi…

    Ancak özlem bitmiyor…

    Yurtdışında yaşayan bizler günün birinde vatana dönsek belki buralara özlem duyacağız…

    Kısaca söylemek gerekirse sevgili yoldaşlar özlem ne burda ne orda hiç bitmiyor…

    Ve sevdiklerimiz,arkadaşlarımız ailemiz bize yabancılaşıyor yokluğumuza alışıyor yaşlanıyor büyüyor serpiliyor …

    Bizde alışıyoruz onların yokluğuna kötü yemeklere güzel rus kızları artık o kadar da güzel gelmemeye başlıyor yemekler artık o kadarda lezzetsiz ve tatsız gelmemeye başlıyor haziranda bile havanın Ankara’nın sonbaharına benzemesine yavaş çalışan Ruslara ve rus burokrasisine bizde alışıyoruz.

    Ve artık birçok şey o kadarda dramatik gelmemeye başlıyor ve rutine biniyor…

    Kapitalist iş adamları imam hatipli devlet büyükleri Nazım’ı anıyor, Rus gençleri Lenin’in kim olduğunu bilmiyor Rusya’da alışıyor kapitalizme, sokakta yaşayan evsizlere ve eroinmanlara, hızlı tüketmeye…

    ve zaman geçip gidiyor…

   Next Entries »

Recent Comments

  • Dediğin doğru Türkiye ve Rusya bunu bir şekilde atlatır...
  • Güzel olmuş eline sağlık. Uranyum olayını da ekle.
  • Koltuklar bürosit gibi sanki!...
  • çok çok teşekkürler,çok yararlı kaynak,sözlük gerçe...
  • Merhaba Ruscaya yeni başladım ve sitenizde çok yararlı b...