• Novosibirsk şehrinden Merhaba,
    Daha smolensk ve yaroslavl ile ilgili yazıları yazmam gerekirken yoğun iş temposu nedeniyle yazamadım fotoğraflar ve yazılar beklemede tıpkı kiev’de oldugu gibi … Kiev’e de 4 kez gittim ama halen yazılar beklemede… Bunların üstüne şimdi birde sibiryanın başkenti Novosibirsk eklendi…
    Novosibirsk seyahatimde sadece Novosibirsk’te kalmadım ayrıca Altay bölgesinde yer alan Barnaul şehrine ve sibiryanın Tomsk şehrine gittim… Tomsk çirkin Barnaul güzeldi Novosibirsk ise Moskova’nın Yekaterinburg ile birlikte 3. büyük şehri… Şimdi aklıma geldi sanırım Yekaterinburg ile de ilgili yazı yazmamıştım… Neyse yazarız…
    Burada Kar var hava sıfırın altında yollar tehlikeli ve tek şerit 3 günde hem şehirde hem şehirler arası yolda 10’a yakın ciddi kaza gördüm… Sibirya ormanları kar beni pek etkilemedi işin doğrusu Novosibirsk’e ilk defa gelsemde sanki sayısız buraya gelmişim gibi herşey ve heryer tanıdık… 5 saat ilerde jetlag olmadım burada bir eğitim vermem gerekiyordu uçaktan iner inmez zaman farkına aldırış etmeden burada ki 5 saatlik zaman farkına adapte olarak eğitimimi verdim şimdi Moskova’ya uçacağım UTair ile…

  • Moskova’dan Selam…
    Smolensk’te yazacak vakit bulamadım. Tren ile Moskova’ya Bu sabah geldim… Otel’de biraz dinlendikten sonra Moskova’da ki görüşmelerimi tamamladım. Rusya ve Moskova her gelişimde daha da geliştiğini görüyorum Biz malesef bu hıza erişemedik henüz…
    Smolenks Vali’den kaynaklı olarak yeteri kadar bakımlı bir şehir değil ancak insanlar iyi yabancı hemen hemen hiç yok… Belarus’a çok yankınlar… Büyük bir köy olarak adlandırılıyorlar… 1000 yıldan fazla bir tarihleri var… Kahraman bir şehir … Fotoğraflar ve yazılar yakında…
    Tren yolculuğunda ise Smolenskli bir Rula yaklaşık 2 saat kadar her konuda sohbet ederek geldik… ilginçti… detaylar yakında…
    THY’nin Moskova uçuşlarını Vnukova Havalimanına üzerinden yapması gerçekten iyi bir karar bu arada…

  • 1000 yıllık şehir yaroslavl’da ki fotoğraflar yakında Moskova’dan arabayla trafik yuzunden 7 saat sürdü… Şimdi Yaroslavl’dan Moskova’ya tren ile gideceğim… Bakalım nasıl olacak göreceğiz… Yaroslavl güzel temiz sakin ve huzurlu bir şehir insanlar’da olumlu Moskova’dan oldukça farklı…

  • Yarın’dan itibaren buyuk seyahat başlıyor… Moskova’dan Yaroslavl şehrine araba ile geçeceğim. Yaroslavl’da 2 gün kaldıktan sonra Tren ile Moskova ve ordan da Metro ile diğer bir tren istasyonuna geçerek Smolenks şehrine gideceğim ve sonrada tekrar trenle Moskova ve son durak İstanbul…. Daha önce İstanbul’dan Atina’ya tren ile seyahat etmiştim ancak Rusya’da tren ile ilk defa seyahat edeceğim bakalım nasıl olacak göreceğiz….

    Tags: , ,

  • Cem Tezelman

    Rusya'da İş Yapma Sanatı

    Cem Tezelman

    Rusya Vergi Rehberi

    Uzun zamandır paylaşmak istediğim iki kitap ve bir videoyu şimdi vakit bulunca palaşmak istedim.

    Cem Tezelman’ın yazmış olduğu ve sağ tarafta gördüğünüz bu iki eser;

    gerçekten Rusya’da iş yapmak isteyen yatırımcılar için son derece kritik öneme sahp arşivlik eserler.

    Ayrıca BDT ve Rusya Profesyonelleri için de öyle… Bunun haricinde Rusya’yı özetleyen  This is Russia videosu ise ibretlik !!!

  • KAZAN / TATARİSTAN - RUSYA FEDERASYONU

    Kul Şerif

    Kazan şehri Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan…

    “Поскреби русского – обнаружишь татарина”

    Rusça bu söz şu anlama geliyor Rus’u biraz kazısan altında Tatar bulursun…

    Bunun sebebine gelince bu iş Tarih’ten başlar… Tabi önce Tatar  nedir ? onu cevaplamak gerekir Tatarlar’da bir Türk kavimidir ama Türk Dünyasından biraz daha farklı olan bu topluluk hem savaşçılık anlamında hemde entellektüel anlamda diğer tüm Türk topluluklarından farklı olduğu gibi Dünya’da da farklılığı kabul görmüştür… Tatarlar genel anlamda hem bugün ukrayna’ya bağlı özerk bir devlet olan Kırım Tatarları hem de Kazan Tatarları olarak kulağımıza çalınsa da hem Osmanlı’dan hem daha öncesinden sadece Anadolu Türklerini değil tüm Dünya’yı bir çok anlamda etkilemiştir…

    Rusya’nın bugün sahip olduğu bizim Rusya diye bildiğimiz tüm topraklar Tatar’larındı… Moskova dahil…

    Tatarlar Çin’den Avrupa’ya Kuzey’den Güney’e Finlandiya’dan Fransa’ya kadar etkili oldular… Tarih yazdılar…

    Ruslar bu kadar güçlenmesinin ve Dünya’de söz sahibi bir toplum olmasını da sağlamışlardır…

    Yusuf Akçora,Zeki Velidi Togan,Sadri Maksudi Arsal gibi isimler Tataristan doğumlu olup  Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında genç cumhuriyet için çalışmış ve gözlerini Anadolu topraklarında açmasalar da bu topraklarda kapatmışlardır…

    Bulgar sözcüğü ve Bulgarlar’ın da kökeninin Tatarlar olduğunuda kısaca bahsetmek gerekir…

    Moskova’nın Tatarların elinden Rusların eline geçmesi birinci kırılma noktası oluyor… İkinci Kırılma noktası ise Ruslar’ın kaderini değiştiriyor…

    Kazan’ın kaybedilmesi… 1552 yılında Korkunç İvan Kazan’ı Tatarların elinden alınca sadece Tatarların değil Tüm Türk ve Müslüman  Dünyasının kaderi değişiyor…

    Bu yoğun mücadele 100 yıldan fazla sürüyor… Benzer zamanlar’da İstanbul’un fethi nasıl büyük bir başarı ise Kazan’ın kaybedilmesi de bir o kadar büyük kayıptır…

    Bu savaşın sonunda  Kul Şerif Camii’si Korkunç İvan Tarafından yok edilmiştir… Ancak Korkunç İvan bu camii’yi yıkmasının sebebi o kadar güzel ve ihtişamlı olmasının yanı sıra kıskanmışta olmalıdır ki bu camii’nin bir benzerini Moskova’da yaptırma kararı almış ve Rusya’nın Sembollerindne biri olan St. Basil Kathedrali’ni yaptırmıştır…  hatta bu kathedral bu sayfa’da da kullanımıştır… sol üst köşede görülebilir…

    Kul Şerif Camiisi ancak Kazan’ın kuruluşunun 1000.ci yılında 2005 yılında tekrar yapılarak açılmıştır.

    Bu yeni yapılan camii’yi gezdim ancak maalesef üzülerek söylüyorum ki neyse bir şey söylemek istemiyorum…

    Tabi burada bazı isimleri özellikle Sultan Galiyev’i anmadan da olmaz… Sultan Galiyev; Proleter Devrimin Lenin,Stalin ve Troçki’den sonra gelen en önemli isimlerindendir… Ancak hepsinden farklı olarak onun anlayışı Türkçülüğe dayandırması Stalin tarafından tehdit olarak görülmesine sebep olacaktır…

    Kısa yazalım dedik gene uzattık…

    Hemen populer kültüre kısa bir geçiş yapalım fransız mutfağından dünyaya armağan olan tartar sos’un isim babası Tatarlar ! Ayrıca gene Tatar büfteği – steak tartare … ve bizde ve Rusya’da populer olan çiğ börek… bunların haricinde tatar yemekleri tadına doyum olmayan gizli kalmış bir zenginlik…

    Bugun Tataristan Rusya Federasyonuna bağlı en zengin devletlerden biridir…

    Zengin doğal gaz ve petrol’ün haricinde kereste ve yer altı maden kaynaklarına da sahiptir…

    Tatarlar eğitim seviyeleri ve zekalarıyla göz dolduran bir toplumdur.

    Bakanlar,Devlet Adamları ve Girişimçileri ile Rusya’da eşi benzeri görülmemiş bir örnek oluşturmaktadırlar…

    Kendi ülkelerinde ki iş fırsatlarını da genelde kendileri değerlendirmektedirler…

    Ben Kazan’ı çok sevdim fırsatım olsa bir tatar köyüne yerleşmek isterim. Tatarların ise en çok sevdiğim yanı şu oldu halka kendi aralarında Tatarça konuşuyorlar ve öyle ya da böyle anlaşabilmek ve anlayabilmek çok güzel…

    İnsanları ise gerçekten özel… Anadolu tadı yakalayabiliyorsunuz…

    Ekonomi ve iş fırsatları ilgili bir yazıda yazmak gerekecek sanırsam onu da bir başka zamana bırakalım…

    P.S. Kazan’a Yekaterinburg üzerinden geçtim Kazan’ın havalimanı Kazan’a yakışmıyordu…

  • Öncelikle sırada bekleyen o kadar çok yazı söylenecek o kadar çok söz var ki bir yerden başlamak gerekiyor. Bundan sonra burada ki yazılarım biraz daha teknikleşerek strateji kurumlarında gördüğüm zayıflıklara bir misilleme olarak siyasi,jeopolitik,ticari ve ekonomik gözlemlerimi daha fazla aktarmaya çalışarak ülke analizlerine de yer vereceğim. Bu ülkelere ilgi duyanlar ve ya ticaret yapmak isteyenlere bir nebzede olsa yardımcı olur gerekçesiyle…

    Özbekistan’a 3. seyahatimi gerçekleştirdim. Özbekistan Ülke analizine Türkiye – Özbekistan ve Dünya Perspektifinden bakalım…

    Özbekistan Orta Asya’nın en güçlü ülkesi

    30 milyonluk bir nüfus

    Güçlü bir ordu

    Gerçek bir Polis Devleti: Her bir kişiye iki polis düşüyor…

    Her köşe başında ve dönemeçte ve ya köprü altında ve ya eşikte bekleyen mutlaka bir polis memuru oluyor.

    Devletçi Ekonomi..

    Kapalı bir Ülke !

    Pamuk,Petrol ve Doğalgaz ayrıca Tarım…

    Gergin siyasi ilişikiler.

    Mallarına el koyulan ve deport edilen Türk

    Kaşif Kozinoğlu,Hakan Fidan,Enver Altaylı…

    Devrimler ve Suikastler

    Timur Lenk ve Yıldırım Beyazıt

    Nasrettin Hoca

    Uluğ Bey

    Özbek Pilavı

    Ankara Savaşı

    Esenboğa Havalimanı ve Eymir Gölü

    Olmayan Yabancı sermaye ! Mcdonalds Yok !

    Bavul Ticareti

    Said Nursi ve Risale

    Yüksek Turizm Potansiyeli Yaşlılar ve Hintli Turistler

    Mustafa Kemal Atatürk Caddesi,Taşkent

    Halk İsyanları

    Dost ve Güler yüzlü sevecen özbek halkı

    Ahıskalar,Tatarlar,Ruslar,Karakalpaklar …

    Sovyetler Birliği…

    Büyük Turan,Türkistan,İpek Yolu…

    Koreliler…

    Özbekler Tekkesi…

    Nakşibendi…

    Yıldız Usmanova

    Alişer Usmanov

    Emir Timur ve Yıldırım Beyazıt

    Özbek kelimesi 1313 yılında tahta geçen Özbek Han’dan almakta… Özbek Han Edirne’ye kadar seferler düzenlemiş ve Özbek Han, Cengiz Han’ın torunlarından… Azak,Kırım v.b. bir çok şehri feth etmiş…

    Ancak burda önemli olan isim ise Timur’dur…

    Timur Lenk ve ya Emir Timur

    1336 yılında Özbek Türkü olarak Dünya’ya gelen Timur Moğol kökenli olmadığı için ya da Cengiz Han’ın soyundan gelmediği için Han ünvanını kullanmayıp Emir ünvanını kullanmış…

    Timur isminin bugünkü Türkçe karşılığı Demir’dir. Osmanlı’da kendisine Aksak Timur denir… Savaşta yaralandığı için bir ayağı topaldır…  Büyük Timur İmparatorluğunun kurucusu Tacik,Fars,Arap,Türk ve Moğol halklarını içerisinde barındıran Müslüman bir İmparatorluk…

    Timur, 1370-1405 yılları arasında yaptığı seferlerle, Harezm, Doğu Türkistan, İran, Azerbaycan, Hindistan , Irak, Suriye, Altın Orda Devleti ve Osmanlı Devleti’nin de içinde bulunduğu topraklara hâkim olmuştur. Onun fetihleri, sonuçları açısından, Dünya’yı ve Türk Tarihi’nin bilinç altını dahi etkilemiştir.

    Ankara Savaşı

    Ankara Savaşı, Timur’la Yıldırım Bayezid arasında 1402’de Ankara’ya 20 km. yakınlıktaki Çubuk Ovasında olmuştur. Savaş olmadan önce Timur, Yıldırım Bayezid’e dört mektup göndermiş, Bu savaşın öncesinde Timur ve Beyazıt’ın mektuplaşmalarında bir çok ilginçlik görülebilir. Burada Abdurrahman Daş’ın akademik çalışması iyi bir kaynaktır. bkz:(http://www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s15/das.pdf)

    Bu savaşın Ankara’ya kattıkları ise Timur’un iki adet Generalidir. Ankara’da ki Havalimanına ismini veren Esenboğa ve Eymir Gölüne ismini veren Eymir…

    Dünya’da ki izleri Handel’in 3 perdelik 1724 yılında ilk kez sahnelenen Tamerlano Operası olarak karşımıza çıkmakta…

    Ankara Devlet Opera ve  Balesi tarafından bu yılın ocak ayında sahnelenmişti… Burada bana en ilginç gelen nokta Timur’un bir bayan tarafından canlandırılması olmuştur… Konusu Tarihsel gerçeklerden uzaktır ama ziyanıda yoktur…

    Bu savaşta dikkatle incelenmesi gereken ise Beyazıt’ın ordusunda ki Türklerin ve müslümanların Timur’un tarafına geçmesi yani saf değiştirmesidir ve Yıldırım Beyazıt’ı sonuna kadar bırakmayan sadece Sırp kuvvetleri olmuştur. Ankara o dönemlerde o kadar ormanlıktır ki Timur fillerini ormanın içinde saklaya saklaya Ankara Kalesine kadar dayanmıştır.

    Savaşın mutlak galibi Timur olmuştur…

    Nasrettin Hoca fıkralarında Timur zalim bir fatih gibi gözükmekte Nasrettin Hoca’da ona ayar veren Anadolu halkını temsil etmektedir. Ancak bir başka ilginçlik ise Nasrettin Hoca’nın Özbek kültüründe Buharalı olduğudur.

    Özbekistan Tarihten Günümüze,

    Günümüze gelmeden önce  Özbekistan’a bakarsak parçalı bir şekilde Kokand Hanlığı,Buhara Hanlığı ve Hive Hanlığı temelini oluşturmaktadır. Bu temele çakılan kazık ise 1867’de  Çarlık Rusyasından gelmiştir. Rus egemenliği altına giren bu topraklar Rusya’da Bolşevik devrimin gerçekleşmesiyle birlikte 1919’da Kızıl Ordu’nun Rus Generali Frunze komutasında ki birliklerle Devrimciler tarafından feth edilmiştir. General Frunze önemli ve ilginç bir isimdir… Neden ? 1885 yılında bugün ki Kırgızistan’ın başkenti Bişkek şehri doğumludur. Sovyetler Birliği zamanında bu şehre hem orta asya’yı feth ettiği için hem de Bişkek doğumlu olduğu için şehrin adı Frunze olarak değiştirilmiştir.  Ayrıca Moskova’da da bir metro istasyonuna ismini vermiştir (Frunzenskaya)…

    Sovyet Heyeti Ankara'da

    Sovyet Heyeti

    General Mihail Frunze ile ilgili olarak daha da ilginç olan  ise şu; Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyetler Birliğinin desteğini 1921’de Atatürk ile görüşerek Ankara’ya getirmiş olması bu destek ise Türkistan Harezm Kokand  hanlığından kalan Altınlardır. Ayrıca Kurtuluş savaşının bir çok askeri stratejisini belirlemeyede yardımcı olmuştur. Bir başka ilginç olan nokta ise Taksim Cumhuriyet Anıtında General Frunze’nin de bulunmasıdır….

    Taksim Cumhuriyet Anıtı, İstanbul

    Tabi hem Anadolu’da süre gelen kurtuluş savaşı hemde orta asya’da süre gelen savaşlarda hem Türkiye hem de Rusya birlikte bir mücadele vermiştir.

    1921 temmuzunda Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ile Buhara’ya gelen T.B.M.M üyelerinden İsmail Suphi Soysallıoğlu’nun teşebbüsleri ile bir “Türkistan Milli Birliği” teşkilatı kurulup başkanlığına da Zeki Velidi getirilmiştir.

    Orta Asya’da basmacı ayaklanmasında da Enver Paşa liderliği görülmektedir. Ancak başarılı olamamıştır…

    1924 yılında Özbekistan’da Sosyalist bir hükümet kurulmuştur ve Sovyetler Birliği günleri başlamıştır…

    Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (1927-1991)

    İkinci Dünya Savaşı’da Özbekistan’ı önemli bir konuma sokmuştur. 1967 yılında “Ташкент — город хлебный” Taşkent gorad hlebnıy (Ekmekli şehir Taşkent) filmininde çekilmesine sebep olacak bir göç ve huzur mekanı konumuna erişmiştir. 2. Dünya Savaşında çocukların güvenli bir yere nakli söz konusu olmuş bu güvenli yerde Taşkent olmuştur.

    Çünkü Taşkent’te ekmek vardır domates vardır salatalık vardır et vardır yemekleri ve toprakları bereketlidir…

    Özellikle 2. Dünya savaşından sonra Rus nufusu artış göstermiştir. Ülkeye Tatarlar,KorelilerAhıska Türkleri ve Ruslar yerleştirilmiştir.

    1945’ten sonraki yıllarda Özbekistan Bakanlar Kurulunun başında bir Özbek bulunmasına rağmen, yönetimin en üst kademesinden en alt kademesine kadar Rusların kontrolü söz konusuydu. 1940 larda Özbekistan’da sanayi dallarında, elektrik enerjisi, ulaştırma ve haberleşme konularında bir bakanlık olmadığından, bunlar doğrudan Moskova tarafından denetleniyordu. Elbette ana dil Rusçaydı. Sovyetlerin bura da ki stratejisi Özbekistan’ı pamuk üreticisi yapmak olmuştur.

    Taşkent 1930 yılında başkent oldu. Tabi neden Buhara ve Semerkant gibi o dönemde nispeten daha gelişmiş şehirler yerine Taşkent sorusu orada ki köklü tarih ve yoğun islami kalıntılar  etkili olmuş olabilir düşüncesindeyim. Tıpkı yılılan Osmanlı’nın eski başkenti İstanbul yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara gibi…

    Sovyetler Birliği Döneminde Taşkent Moskova,Leningrad (St. Petersburg) ve Kiev’den sonra 4. büyük şehir Taşkent’tir.

    Sovyetler Birliğinde Gorbaçon’un iktidara gelmesiyle birlikte geçen süreçte Berlin Duvarının yıkılmasıyla başlayan çözülme Demir Perde olarak adlandırılan Doğu Avrupa Sosyalist Devletlerinin rejimlerinin yıkılmasını ve akabinde 1991-1992 yıllarında Sovyetlerin dağılması olayını gözler önüne sermiştir. Sovyetlerin Özbekistan’a bıraktığı miras bence Aral Gölüdür…

    Ve günümüz Özbekistan Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlamıştır.

    Özbekistan ile iş yapabilmek için ve ya iletişime geçebilmek için Özbekistan’ı anlamamız gerekir. Özbekistan’ı anlamak için tarihi doğru bir şekilde bilmek gerekir Bugun ki ilişkileri değerlendirmek geçmişte ki ilişkileri bilmekten geçer…

    Köken olarak bir olan bu iki halkın ilişikileri ve çekişmeleri bir hayli ilginç olmuştur. Ankara Savaşından sonra olan dönemlerde ilişkiler için Özbekler Tekkesi iyi bir örnek teşkil edebilir. 1752’de Buharalı Nakşibendi dervişler tarafından Ahmet Yesevi geleneğinde Üsküdar, Sultantepe’de kurulan tekke. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’ya asker ve cephane göndermede gizli bir üs olarak hizmet verdi. İsmet İnönü,Mehmet Akif Ersoy gibi isimler bu tekkenin yardımıyla Anadolu’da ki milli mücadeleye katılmışlardır. Popüler olarakta Özbekler Tekkesi Ahmet Ertegün ve Ali Tarhan gibi isimlerin dedelerininde bu tekke kökenli olmalarıdır. Ahmet Ertegün’de bu tekkede toprağa verilmiştir. Bunun haricinde az bilinen bir konuda şudur. Sosyalist iktidara geçen Özbekistan’dan kaçan Buhara Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kurtuluş Savaşında Harezmşah Altınlarının gönderilmesine sebep olan Osman Hoca 1923 yılında Türkiye’ye sığınır ve Türk vatandaşı olur, Mustafa Kemal Atatürk kendisini himaye altına alır ancak İsmet Paşa döneminde durumlar değişir. Sovyetlerle gerilim yaşamak istemeyen İsmet Paşa, Osman Hoca’yı Türkiye’den çıkartır. Ancak 2. Dünya Savaşından sonra Türkiye’ye dönebilir ve 1968 yılında Özbekler Tekkesinde toprağa verilir.

    Özbekler Tekkesi Orta Asya’dan Hac yolculuğuna çıkan Müslümanlar adet üzere, Mekke’den önce İstanbul’a uğradıklarında kaldıkları 3 tekkeden biriymiş..

    Tekke mevlevi dergahları gibi herkese açık, kandillerde ve muharremde okunan mevlit, zikir ve dağıtılan Özbek pilavı, aşuresi ve Uygur ve Çağatay Türkçesiyle söylenen ilahileri ve ebru sanatçılarıyla meşhurmuş…

    Taşkent – Ankara yani Özbekistan -Türkiye

    Tarihsel alt yapıyı sanırım sağlam bir şekilde oluşturduk… 1991 yılına gelebiliriz artık…

    Özbekistan artık Sovyetlere bağlı değildir… Başında ise İslam Kerimov vardır. Artık Özbekistan demek İslam Kerimov demektir.

    Turgut Özal Dönemi ve Orta Asya’ya açılma Politikası ile Özbekistan’a ilk akınlar gerçekleşti.

    Özbekistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke ve ilk Büyük Elçiliği açan Türkiye olmuştu…

    1992 ile 1999 tarihi arası dönem ilişkilerimizin şu ana göre olumluydu…

    Aslında gene sorunluydu…  Türkiye İslam Kerimov’un en büyük muhalifi ve rakibini Turgut Özal’ın davetiyle himaye etmeye başladı yıl 1993…

    Bu isim Muhammed Salih’di…

    Bu hareket Özbekistan tarafından hoş karşılanmadı, ancak olaylar daha da gelişti 1999 yılında İslam Kerimov’a suikast girişiminde bulunuldu. Tutuklananlardan bazıları  Türkiye’de yaşayan özbeklerdi… Pusula Türkiye’yi gösteriyordu. Bu suikastin arkasında Muhammed Salih ve İslami bir hareket olarak  bunu yaptığı konuşuldu, bu işler esnasında Enver Altaylı gibi isimler dile geldi…

    Turgut Özal döneminde Enver Altaylı Türkiye’nin Orta Asya politikasını şekillendirenlerdendi. İslam Kerimov’un danışmanlığını da yapıyordu. Türkiye’nin ilk sovyetolaglarından olan Enver Altaylı Askeri lise kökenli ayrıca Baba tarafından Özbek ve Anne tarafından Doğu Türkistanlıdır. Soğuk Savaş döneminde MİT’de sovyetolog olarak çalışmıştır.

    Özbekistan için şu üç isim 1992 sonrası Türkiye’nin yakın dönemimde önemlidir. Enver Altaylı,Kaşif Kozinoğlu ve Hakan Fidan…

    Özbekistan Cumhurbaşkanı

    İslom Kerimov

    İslam Kerimov

    Kimsesizler yurdunda yetişmiş… Mühendislik ve ekonomi eğitimi almıştır. Sovyetler Birliği döneminde Özbekistan Sovyet Cumhuriyetinde Bakanlık yapmış ancak çeşitli spekülasyonlardan sonra görevinden geri çekilmiştir. 1991 yılında Özbekistan’ın Sovyetlerden bağımsızlığını ilan ederek Cumhurbaşkanı olmuştur. O dönemden bu güne kadar da Özbekistan Devlet başkalılığı görevini sürdürmektedir.  İslam Kerimov iki evlilik yapmış ikinci eşinden olan kızları ise oldukça aktiftir. Bir tanesi Unesco’da ve Moskova’da ve İspanya’da Özbekistan Elçiliklerinde çeşitli üst düzey görevlerde bulunmuştur. İslam Kerimov otoriter bir lider olarak görülmektedir.

    Genç ve bağımsız Özbekistan’da Türk Kolejleri kurulmuş ve bu okullar günümüz de kapatılmıştır.  Bu süreç 1999 yılında ki suikast girişiminin ve Türkiye ile olan ilişkilerin ne derecede olduğunu bize göstermektedir.

    Özbekistan sadece Türkiye ile gergin ilişkilere sahip değil, Tacikistan ve Kırgızistan ile de ilişkileri pek sağlam sayılmaz. Bunun haricinde ABD ile de ilişikiler çok sıcak değil… Ancak Güney Kore, Rusya ve Almanya ile ilişkiler olumlu gibi gözükmekte…

    Türk Tüccarı

    İlk dönemlerde Demir Grup gibi Türk başarı hikayeleri Özbekistan’da filiz vermiştir. Çantasını alıp giden Türkler Ticari hayatı unutmuş her şekilde aç olan ve rekabetten uzak iştah artırıcı bir coğrafya ile karşılaştılar ve çok paralar kazanıp zengin oldular. Market açtılar para kazandılar,İnşaat işi yaptılar para kazandılar kolay ve güzeldi herşey gibi aç gözlülük yaptı kimi üç kağıtçılık kimisi ise bu kaosa uyum sağlayamadı…

    Demir Grup Özbekistan’da ki akıbeti aslında Türkiye’nin durumunuda özetlemektedir. Bu aile şirketi Türkiye’de ki tüm yatırımlarını 1992’den sonra Özbekistan’a kaydırıyor kolay ve aç olan pazarda kısa zamanda başarılı oluyorlar çünkü o dönemlerde ne rekabet var ne de rakip bağlantını yaptıktan sonra temiz ve bakir pazar senin ne temizlik malzemesi var ne de herhangi bir ürün market işine gir kazan inşaat yapılacak firma yok o işe gir kazan ülkede otel yok yap kazan o kadar bakir ki pamuk devi kullanan yok pamuk ve tekstil işine gir kazan… ta ki Özbekistan sana höt diyene kadar ondan sonra malları bırak kaç…

    Çok değil 2004 yılında başarı hikayesi diye anlatılan bu firmalar körkemli kayıbedenlere dönüştü…

    2012 yılına gelince Özbekistan’da Türkiye adı ve Türkiye Türkçesi isimler yasaklandı. Bugün Özbekistan’da Türkçe isimli bir mağaza ve tabela asmak yasak ayrıca Turizm firmaları ilan verirken Türkiye ismini kullanmadan Antalya ve Bodrum olarak reklamlarını verebiliyorlar…

    T.C. vatandaşlarına çok sert bir vize uygulaması var ayrıca Sovyetlerden kalma birçok adet halen devam ediyor örnek olarak Özbek vatandaşlarının ülkeden çıkmaları içinde çıkış vizesi almaları gerekiyor…

    Ülkeye girerken T.C. vatandaşları özel olarak didik didik aranıyor. Çıkarkende cüzdanınıza ve ceplerinize tek tek bakılıyor para ve ya bir şey kaçırıp kaçırmadığınız araştırılıyor ve bu sadece T.C. vatandaşlarına özel…

    Özbekistan hem tarım hem de doğal kaynakları ile kendi kendine yeten sayılı ülkelerden. Orta asyanın en kalabalık nüfusuna ve en güçlü ordusuna sahip…

    Yokluk

    İthalat devlet kontrolünde sermaye de kontrol altında… Yapancı sermaye ise sadece Özbekistan’ın istediği şekilde var oluyor. bkz (Güney Kore,Daewoo ve Chevrolet)  Ülkede Mcdonalds gibi sembol markalar yok…

    Ülkede Lenin heykelleri olmadığı gibi İslam Kerimov heykelleri de yok…

    Ünlü Özbek Divası Yulduz Usmanova’da artık Özbekistan’da yaşamıyor…

    Türk dizileride TV’de yasaklandı… Sadi Nursi,Risale ve Fetullah Gülen kitapları da yasak bu eserler evlerinde bulunanlar tutuklanarak hapse atılıyor…

    Tüm bunların yanında Mustafa Kemal Ataturk Caddesi, Taşkent’te halen varlığını gösteriyor… Türkistan Sarayı isimli konser ve gösteri merkezide bu cadde de bulunuyor. Büyük Turan Caddeside diğer önemli ve merkezi caddelerinden biri Taşkent’in ayrıca camiilerin yanından geçerken orta asya’da pek alışık olunmayan bir durumla karşılaşıyorsunuz cılız bir ezan sesi bu oldukça önemli çünkü bir çok orta asya Türk devletinde ezan halen hiç okunamamakta… ve ya hoporlor kullanılmamakta… Özbekistan’da durum böyle değil ancak Türkiye’de ki gibi gürül gürül bir ezan duymayı beklemek hayal kırıklığı yaratır…

    Türkiye ve Özbekistan Ziyaretler…

    Günümüzde ziyaretler gerçekleşmektedir ancak tarihi açıdan bakarsak…

    Aralık 1991 tarihinde İslam Kerimov Türkiye’ye geliyor ve Atatürkçü olduğunu ve Türk Ekonomik Birliği kurulmasını bunun için Türkiye’nin Özbekistan’a destek olmasının öneminden bahsediyor…

    Nisan 1992 tarihinde Süleyman Demirel ziyaret gerçekleştiriyor…

    Nisan 1993 tarihinde Turgut Özal Özbekistan’da bulunuyor…

    Haziran 1994 İslam Kerimov Türkiye’ye ikinci kez geldi…

    Temmuz 1995 Tansu Çiller’i Taşkent Hava Limanında İslam Kerimov karşıladı..

    Mayıs 1996‘da Süleyman Demirel Taşkent’te Ebedi Dostluk antlaşmasını imzaladı… (İbretlik)

    1997 yılından sonra Türkiye ve Özbekistan arasında Ticari İlişkilerde Konvertasyon kanununun çıkışına paralel olarak gerileme başladı,Özbekistan’da faaliyet gösteren Türk firmaları ağlamaya başlıyor…

    Takvimler Nisan 1998 yılını gösterirken Mesut Yılmaz birçok Türk iş adamıyla birlikte Özbekistan’da…

    Ekim 2000, İsmail Cem Taşkent’te Türk iş adamlarının sorunlarını dinliyor…

    Bir yıl sonra Ekim 2001 yılında Ahmet Necdet Sezer bu sefer Taşkent’te…

    2001 yılında Türkiye ve Özbekistan arasında Askeri Hibe antlaşması yapılıyor Türkiye Askeri malzeme hibesi gerçekleştiriyor…

    Son ziyaret 2003 yılında Recep Tayyip Erdoğan gerçekleştiriyor… Burada dikkat çeken şey şudur Diplomatik Pasaport yani Kırmızı Pasaport taşıyanlara vize uygulaması kaldırılması konusu imzalanmıştır. (Utanç verici olarak değerlendirmek pek de yanlış olmaz)

    Özbekistan Türkiye’nin organize ettiği Türki devletler zirvelerine katılmıyor…

    Bakan düzeyinde bile resmi ziyaretler her iki tarafta da gerçekleşmiyor…

    2004 yılında Hakan Fidan TİKA başkanı sıfatıyla Taşkent’te bulunuyor…

    Ayrıca Özbekistan öğrenci değişimi antlaşmalarını da yıllar öncesinde durdurmuştur…

    Andican olayları ve Uluslararası ilişkiler

    Mayıs 2005 yılında Andican şehrinde Halk çeşitli bahanelerle ayaklanıyor ve Güvenlik güçleri olayları kontrol altına almak için ateş açıyor Özbekistan resmi rakamlarına göre 180’den fazla kişi ölüyor…

    Resmi olmayan rakamlar ise ölü sayısının 1500’den fazla olduğunu söylemekte…

    Özbekistan bunun radikal islami terör gruplarının bir eylemi olduğunu açıklıyor…

    Bu olaylarda BM eleştirel bir rapor yayınlıyor ve Türkiye bu raporun yanında duruyor… Avrupa Birliği ve ABD’de  Özbekistan’ı eleştiriyor. ABD Özbekistan’da ki üssünü kaybetti… Almanya hiç bir tepki vermediği için Özbekistan’da bulunan üssüne dokunulmadı…

    Tüm yabancı basın yasaklandı…

    Özbekistan’ın yanında olanlar ise Rusya ve Çin !

    Kasım 2005’de Rusya ile Özbekistan arasında taraflardan birine yönelecek herhangi bir saldırı durumunda askeri yardım öngören bir anlaşma imzalandı.

    Hindistan, Pakistan ve Güney Kore ile de ilişkiler iyi…

    Kırgızistan ve Özbekistan

    2010 yılında Kırgızistan’ın Oş şehrinde halk birbirini kesmeye başlıyor.

    Kırgızlar ve Özbekler ikisi de müslüman ikiside Türki kökenli halklar ayrıca Sovyetler Birliği kökenliler… iç karışıklıklardan dolayı iktidarsızlaşan ve zayıf düşen Kırgızistan’ın ABD ve Rusya askeri üslerine kucak açan bir ülke…

    Ne oluyorda oluyor Kırgızlar Oş şehrinde Özbekleri öldürmeye başlıyor canını kurtarmak isteyen Özbekler’de sınıra akın ediyor…

    Geçiçi Hükümet’in Başı Roza Hanım  ülkede işlerin kontrolden çıktığını belirterek, Rusya’dan asker talep ettiklerini açıklıyor…

    Yaşanan izdihamda Özbek bir Anne ve 4 çocuğu ezilerek ölüyor…

    2012 yılında gazetelere ise Moskova’da Özbekler ve Kırgızların birbirlerine girdikleri haberleri yansıyor…

    Boşnaklar Sırplarla,Azeriler Ermenilerle,Kırgızlar Özbeklerle ,Ruslar Çeçenlerle,Türkler Kürtlerle ve daha nice topluluklar çeşitli farklılıklar yaratılarak birbirlerine düşürülüyor ve bu kargaşadan nemalananlar oluyor…

    Ekonomi

    Özbekistan önemli ölçüde Ticari açıdan Rusya’ya bağlı bir yapı çiziyordu hammadde ihraçatçısı konumunda olan Özbekistan hammaddeler de ki fiyat değişimlerinden hassas şekilde etkilenir bir yapı çizmekte…

    Türkiye ile Ticari ilişki Bavul Ticareti…

    Pamuk,Altın,Neft,Gaz gibi bir çok hammaddeye sahip olan Özbekistan bunları devletin tekelinde tutarak satıyor kontrollü ve devletçi ekonomi ile hayatını sürdürüyor…

    ortalama maaş 300 USD…

    Kendi kendine yetiyor…

    İlkel ve ufak çaplı sermaye ile giden bir ekonomi… çok zengin yok çok fakir yok kendi yağında kavrulan insanların memleketi…

    Ülkede zengin yok demedik Dünya’nın en zenginlerinden biri olan Alişer Usmanov’da Özbektir…

    İsimler

    Kaşif Kozinoğlu ve Enver Altaylı Türkiye ve Özbekistan’ın ilişkilerinin bu halde olmasının mimarları olduklarını düşünüyorum…

    90 yıllarda İslam Kerimov’un yanında Enver Altaylı vardı… Araları bozuldu ve Suikast düzenlemekle suçlandı…

    2000’li yıllarda İslam Kerimov‘un yanında Kaşif Kozinoğlu vardı, ve Türk okullarının kapatılmasında etkin olduğu söylenmekte…

    Kaşif Kozinoğlu daha sonra Ergenekon soruşturmasında hapiste hayatını kaybedecektir…

    Bundan Sonra ne olur ?

    Bundan sonrası artık insanların ömrüne kalmıştır…

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

  • Yekaterinburgdan Cuma günü pervaneli uçakla Kazan’a geldim arada ki saat farklarından kendime gelmem zor oldu. Yekaterinburg ile Kazan arasında ilk izlenmolarak gerçekten çok fark var. Resimler ve detaylı notlar yakında ….

    Tags:

  • Gelecek hafta Yekaterinburg ve Kazan’da olacağım. Yekaterinburg’da bir hafta ve Tataristan’ın başkenti Kazan’da uzun br süre kalacağım. Sadece Kazanlada kalmayarak Tataristan’ın diğer şehirlerine de gideceğim. Kazan Moskova’da ki öğrencilik yıllarımdan itibaren en çok görmek istediğim yerlerden biriydi, kısmet bugünlere nasipmiş… Yoculuğum oldukça ilginç olacak Yekaterinburg’dan girip Kazan’dan çıkacağım maceralarımız bitmek bilmeden devam ediyor !!!

  • Sofia,Bulgaria

    Alexander Nevsky Cathedral

    Geçen hafta Bulgaristan’a ikinci seyahatimi ve Sofya’ya ilk seyahatimi gerçekleştirdim.  Sofya için söylenecek çok söz anlatılacak bir tarih var. Mustafa Kemal’in burada ki Ateşemiliteri olduğu günlerinden tutunda Mimar Sinan’ın bir eseri olan 1566 yılında yapılan Banyabaşı Camii’ne dek…

    Bir tarih ve bir hüzün saklı mesela Sofya Büyük Camii 1494’te yapımı tamamlanan; bu tarihi ibadet mekanı şimdi Arkeoloji Müzesi ve içinde sadece tek bir Osmanlı Miğferi ile bir tarih anlatılmak isteniyor onuda üst katta kenara köşeye atılmış bir halde zar zor da olsa bulmak mümkün…
    Osmanlı tarihi ise burada 1878’te resmi olarak sonlandırılıyor. Yerine Ortodoks Çarlık Rusya’sı alıyor. Slavlar birleşti ve zulümden kurtuldu Şölen başlasın… Camiiler,medreseler yıkılıyor yerine Rus Ortodoks klisileri büyük umutlarla dikiliyor. Peki ya Sonra 1. Dünya Savaşı 2. Dünya Savaşı ve 1946–1990 arası var olan Bulgaristan Halk Cumhuriyeti bir demir perde ülkesi… tabi Sosyalist iktidar çok kolay gelmiyor şimdi önemli bir kaç klisenin önünde şu yazıyı görebilirsiniz Koministler burayı bombaladı Koministler burayı yaktı v.b. Baskıcı rejimin müzesini bile yapmışlar… Türkiye ve Türkler açısından Bulgaristan’ın yakın tarihimizde Muhacirlerle gündeme gelmeside bizim aklımızda kalan bir imge… Yakın zamana bakınca 1969’dan itibaren bir göç söz konusu, Bulgaristan’dan Türkiye’ye ! Bulgaristan’da bazı şehirlerin ismini şöyle bir sıralasak size bir yerlerden yakın ve tanıdık gelecektir Burgaz,Kırcaali,Plevne,Pazarcık,Silistre gibi…  Tek partili Bulgaristan Kominist Partisi yönetiminde ki Bulgaristan Halk Cumhuriyeti, Sovyetler Birliğinin Yurt Dışında ki tetikçiliğini taşere etmekte en güvenilir ülke olmayı başarmıştır. Bunların yanı sıra Türkleri asimile etme politikası geliştirmiştir. 1880’de Bulgaristan’da ki Türk Nüfusu %25 iken günümüzde bu oran %9-10 civarındadır. Bu bağlamda başarılı bir politika mı gütmüşlerdir üzerine düşünülmesi gerekir !
    Sovyetler Birliği ve Demir Perde’nin yıkılmasıyla günümüze gelen Bulgaristan ise Avrupa Birliği üyesi ve Dış Borcu yok denecek kadar az.  Bu sebepledir ki Yunanistan’ın düştüğü durumda değildir ancak bu demek değildir ki Bulgaristan güllük gülistanlık maalesef Bulgaristan bitik bir durumdadır. Şöyle ki Dünya Bankası ve Avrupa Birliği Fonları artık Bulgaristan’a eskisi gibi ve ya çevre ülkelerde ki gibi verilmemektedir. Sebebi ise İktidarda bulunanların bu paraları hiç etmesidir. Bu sebeple bir çok inşaat ve alt yapı projesi ya yarım kalmış ya da başlamamıştır.

    Politikaya deyinmişken Ataka Partisinden de bahsetmeden olmaz ortalama %10’luk oy potansiyeli ile mecliste yer alan Ataka Partisi’nin en büyük Politik temeli Türk ve Roman halklarına olan kin ve nefret düşünceleridir. Ataka kelime anlamıyla da SALDIRI(ATAK) demektir.

    Politikalarını ise pratik zeminde Cuma Namazından çıkan cemaate taş atarak göstermektedir.

    Bunların haricinde ülkede para yok yatırım yok ancak güzel olan ise şu; bu durumun Bulgarların çok umurunda olmaması ve o güzel lavazza espresso kahvelerini  yudumlayarak keyifli sohbetlerine devam etmeleridir.

    Genç Nufus ingilizce bilmekte Rusça konuşamamaktadır ancak Yaşlı Nufus Rusça bilmektedir. Bulgarlarla ilgili bir klişeyi söylemeden de geçmeyelim Evet ve Hayır için kafa sallamaları tüm dünyanın tersinedir. Bulgarca’da 6000 türkçe kökenli kelime mevcuttur. Rusça ile aynı dil ailesine mensup ve Kiril alfabesi kullanmasına rağmen farklı diller oldukları için birbirini anlamak Kazakça ve Türkçe arasında ki farka benzeyebilir…

    Stalinist

    Kominist Parti Merkezi

    Sofya’ya 1992 yılında Babam iş için gitmişti. Aradan 20 yıl sonra 2012 yılında benim gitmemde manidar oldu.

    Kaşkaval,Rakiya,Mastika,Şkembe,Şopska Salat ve Kebapçe kelimelerinin ne demek olduğunu Sofya’ya giderseniz öğrenin !

    Güzel’de bir yer öner derseniz Studio 5 derim Jazz severseniz.

    Bunların haricinde şu soruya da bir cevap bulun Türkler burayı ne zaman feth etti ? Nasıl feth etti ? ayrıca Ne zaman ve Nasıl Kaybetti ? Ecdadın yönetim ve girişim zekasına bakınca Torunları olan bizlerin durumu acınacak haldedir düşüncesindeyim onlardan biraz ders ve örnek alınsa bir çok anlamda özellikle ticari anlamda Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğunda başarmamak mümkün değil.

    Tags: , , , , , , ,

« Previous Entries   Next Entries »

Recent Comments

  • Dediğin doğru Türkiye ve Rusya bunu bir şekilde atlatır...
  • Güzel olmuş eline sağlık. Uranyum olayını da ekle.
  • Koltuklar bürosit gibi sanki!...
  • çok çok teşekkürler,çok yararlı kaynak,sözlük gerçe...
  • Merhaba Ruscaya yeni başladım ve sitenizde çok yararlı b...